27 Aralık 2015 Pazar

İĞNE

İĞNE Çoğumuz çok ilkel bir dönemden geçtik. Önemli anılarımız oldu. Bunlardan birini, gördüğümü, yaşadığımı 2015-2016 yılbaşı münasebeti ile ilginize sunuyorum. Değerli kardeşlerim! Dünyanın dönme ekseni 15 derece kadar eğridir; bu nedenle mevsimler oluşmuştur. Senenin yarısında dünyanın bir tarafında gündüzler uzar, geceler kısalır; diğer yarısında da tersi olur. Günlerin uzamaya başladığını gören insanoğlu, sıcağın geleceğini, doğanın harekete geçeceğini izlediği için, o dönüm noktasını yani 26 Aralığı bir çeşit bayram gibi kutlamıştır. Her şeye bulaşmış dini inançlar nedeniyle çeşitli dinler gün farklarıyla bunu şu ya da bu şekilde gün dönümü olarak kutlar. Bunu dini bir kisveye büründürmeden, astronomik bir ritmin kutlanması gibi ele alıp, insanlığın ortak bir değeri olarak barış, kardeşlik ve hoşgörü duygularımızın gelişmesine bir fırsat olarak bakalım derim. Çok da ümitli olmamakla birlikte, 2016 yılının kinden, nefretten, kandan, şiddetten, soygundan, yalandan, dolandan, hukuksuzluktan arınmış; sevgi, kardeşlik, hoşgörü, doğruluk, çalışkanlık, adalet duygularının ön plana çıktığı bir yıl olmasını dilerim. Bir insan ancak mutlu bir ülkede, toplulukta, ailede, çevrede, mutlu olabilir. Benim yıllardır beklediğim bu insani değerlere dilerim bu yıl birlikte kavuşuruz… Size yılbaşı armağanı olarak yaşanmış küçük bir öykümü zevkle ve ibretle okuyacağınızı umarak, sevgilerimle iletiyorum. Yazının devamını okumak için burayı tıklayınız.

14 Aralık 2015 Pazartesi

ACABA BEN Mİ DOĞRU DÜŞÜNME YETENEĞİMİ YİTİRDİM? YOKSA BATAĞA MI SÜRÜKLENİYORUZ?

Değerli Kardeşim Bu coğrafya batağa saplanıyor. Nerelerde hata yaptık, yapmaya devam ediyoruz? Bizi ne bekliyor? Bu katliamların suçlusu kimlerdir? Bu sefer bilgi eksikliğinden yeterli yorumlayamayabilirim. Katkınızı bekliyorum. Yazının devamını okumak için burayı tıklayınız.

30 Kasım 2015 Pazartesi

ANALİTİK DÜŞÜNME-2

Değerli Kardeşim Analitik düşünemeyen hiçbir ülkenin geleceği aydınlık değildir. Son yaşadığımız birçok olay bir yerlerde hata yaptığımızı açıkça göstermektedir. Daha önce analitik düşüncenin nasıl kazanılacağı ile ilgili bir yazı yazmıştım. Bu seferki analitik düşünce eksikliğinin başımıza neler açacağı ile ilgilidir… Neler yaşadık, neler yaşayacağız… Yazının devamını okumak için burayı tıklayınız

9 Kasım 2015 Pazartesi

BU COĞRAFYANIN, TÜRKLERİN; MÜSLÜMANLARIN DÜŞMANLARI GÖZÜNÜZ AYDIN ATATÜRKÇÜLÜK ÖLDÜ (10 Kasım 2015)

Değerli Kardeşim Atatürkçülüğün bu kadar üzerine yürünmesinin çok önemli nedenleri var. Bunları yakın zamanda göreceğiz. Ancak şunu söylemeliyiz: Bu gelişmeler, bu coğrafyanın, Atatürk’ün, dinimizin, Anadolu insanlarının düşmanlarını çok sevindirecektir. Dünyada emperyalistlerin kucağına oturmadan emperyalistlerle savaşıp kazanan tek lider Atatürk oldu. Birçok canlı gibi belli ki belayı yaşayarak öğreneceğiz. Yazının devamını okumak için burayı tıklayınız.

3 Kasım 2015 Salı

ANLATAMADIM

Değerli Kardeşim İnsan öğrendiklerinin, öğrettiklerinin ve yaptıklarının sonucunu; çocuklarını, dostlarını, akrabalarını ve dünyanın tüm insanlarını mutlu görmek istiyor. Bir insan düşünün ki 48 yıl yazar, konuşur, anlatır ve bu sürenin sonunda geriye döner bakar ki: Az gitmiş, uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş. Dönüp geriye baktığında; ancak bir arpa boyu yol gitmiş. Meğer ilkokulda bize ilk öğrettikleri bu mısra boşuna değilmiş; bizi geleceğe hazırlıyorlarmış. Sorumluluğu başkasına atarak kurtulmak istemiyorum. Bir öğretim üyesi olarak üzerime düşen payı “Anlatamadım” adlı yazımla açıklamak istedim. Saygılarımla Yazının devamını okumak için burayı tıklayınız

26 Eylül 2015 Cumartesi

TÜRK DİLİNİ KORUMA BİRLİĞİ KORUMADIR

Değerli Blog İzleyicilerim   Bugün (26 Eylül), bizi biz yapan dilimizin bayramıdır “Türk Dili Bayramı”. Bir ülkenin kimliğini dili belirler; ancak özellikle Türklerin ülkü birliğini hatta bir anlamda evrimsel kökenini yine dili belirler. Dünyada Türkleri bir çatı altında tutmak istiyorsanız, vücutlarının yapısal özelliklerini belirleyici ölçüt olarak alamazsınız; dil kültürü Türkü Türk yapar. Türk dilinin özendirilmesi, kimliğimizin evrensel olarak korunması olacaktır. Birliğin yıkımı ise dilimizin yerine başka dilleri ikame etme ve önemsizleştirme ile gerçekleşecektir. Osmanlı döneminde ilk defa Birinci Meşrutiyet ilanı (1876) ve ilk sivil anayasanın hazırlanması sırasında her ne kadar imparatorluğun birliğini koruyabilmek için Türk dili konusunda duyarlı adımlar atılmış olsa da; Osmanlı uzun yıllar Türk diline önem vermemesinin acı sonuçlarını yaşamıştır; hızla parçalanmasının önemli nedenlerinden biri olmuştur. Benzer şekilde bugün de, özellikle son yarım yüzyıldır artan bir ivme ile sokaktaki tabeladan, anaokullarına, çıkarılan bilimsel makalelerden, giydiğimiz tişörtlerin üzerindeki yazılara kadar artık hep yabancı diller egemendir. Osmanlı bu gafleti ağır ödedi; dilerim biz ödemeyiz. Bir ülkenin klavyesini terk edip başka bir dilin klavyesini yaygın olarak kullanması bile kimlik aşınmasıdır. Bu yazıda demokrasi açılımı adı altında Türk diline yapılan saldırıları ve sinsi bir şekilde dil birliğini bozarak ulusal kimliğimizi geçmişteki gibi sarsmayı hedefleyen girişimleri hem de en yetkili kuruluşlarımızın ve bilim adamlarımızın aymazlıklarını, bilinçli ya da bilinçsiz olarak dilimizin önemsiz bir konuma düşürülerek Anadolu insanına (hatta Türk dünyasına) yapılan darbeyi göreceksiniz. Son zamanlarda öz Türkçeye geçişi “bir gecede cahil kaldık” söylemi ile aşağılamaya ve yıpratmaya çalışan gerici ve hain kesime yanıt olarak Sayın Prof. Dr. Mehmet Şahin’in kaleme aldığı bir makaleyi de ekleyerek gönderiyorum Siz okumasanız bile çocuklarınıza okutmanızı öneririm. Dil Bayramınız Kutlu Olsun Sevgilerimle, Ali Demirsoy Yazının devamını okumak için burayı tıklayınız

26 Temmuz 2015 Pazar

AKIL YÜRÜTME KAPISINI KAPATMA

Değerli Kardeşim Bu coğrafyanın ve ülkemizin en büyük sorunu akıl yürütme kapılarının hem geçmişte hem de günümüzde (özellikle son yıllarda) kapatılmış olmasıdır. Tüm olumsuzlukların temelinde atıl yürütememe sorunu yatmaktadır. Bunu bertaraf edecek en önemli kuruluşlar olan üniversiteler ne yazık ki kendileri atıl yürütme becerisine şiddetle gerek duymaktadırlar. Esas tehlike yakın zamanlara kadar akıl yolunu kapatılması tutucu önderlerin bir kısmının etkisiyle oluyordu. Bilim dünyasının üyeleri olmadığı için etkileri de sınırlı kalıyordu. Son 20-30 yıl içinde ne yazık ki temel bilimleri ve çağdaş bilimleri ezberlemiş, yabancı ülkelerde okumuş, dünyadan haberi olan, ancak üniversite kimliği ile bu bilgileri felsefeci, sosyolog, temel bilimci gibi sıfatlarını kullanarak dogma sosuna bandırarak halka yedirmeye başlamıştır. Temel bilmelerin bulgu ve buluşlarını, kutsal kitaplara dayandırarak, akıl ve bilim yolunun lokomotifinin dogma olduğu fikrini sinsi sinsi işlemektedirler. Bilgilerine bakarsak cahil olduklarını söyleyemeyiz; akıl yürütme kapısını kapatmadaki görevlerini tam yaptıklarını söyleyebiliriz. En tehlikeli kesim ekranlarda… Saygılarımla Yazının devamını okumak için burayı tıklayınız

24 Haziran 2015 Çarşamba

GELECEĞİ YÖNLENDİRMESİ UMULAN ÜNİVERSİTLERİMİZİN BİZZAT KENDİLERİ DÜZELTİLMEYE MUHTAÇ

Değerli Kardeşim Çok çetrefilli bir yolda yürüdüğümüz hepimizin malumudur. Ancak eski bir üniversite mensubu olarak en azından 35 yıldır yakındığımız eğitim ve yükseköğretim sorununa hiçbir partinin koalisyon pazarlığında yer vermemesi ilginç değil mi? Üniversitelerin kış uykusundan uyanıp, kendilerine biçilmiş yolda ve bir çeşit uyuşturulmuş olarak daha fazla yol alamayacaklarını görmüş olmaları gerekir. Şu anda en zavallı ve güdümlemeye açık kurumlar üniversiteler olmuştur. Ne yazık ki elamanları da bu güdümlemenin en sadık üyeleri olmuştur. Eğer siz silkinmezseniz, bu ülke silkinemeyecektir. Tarih bu sorumluluğu omuzlarınıza yıkacaktır. Saygılarımla Yazının devamını okumak için burayı tıklayınız

7 Haziran 2015 Pazar

TEŞEKKÜR HALKIM! BENİ ÖNEMLİ BİR SORUMLULUKTAN KURTARDINIZ

Değerli Kardeşim Seçim yapıldı. Geleceğimiz için önemli bir adım atıldı. Oy verenlere (bana güvendikleri için) de vermeyenlere de (demokrasinin gereğini yerine getirdikleri için) teşekkür borçluyum. Bu seçim benim de önemli bir sıkıntımı giderdi; onun için teşekkürümü ilgili yazının içine gömdüm. Saygılarımla Yazının devamını okumak için burayı tıklayınız

6 Haziran 2015 Cumartesi

TEMİZ SİYASETİN OLMADIĞI ÜLKE BATAR

Değerli Blog İzleyicilerim "Temiz siyasetin olmadığı ülke batar: Aday ülke Türkiye" adlı yazınızı bilgilerinize sunuyorum. Devamını okumak için burayı tıklayınız

31 Mayıs 2015 Pazar

REHABİLİTASYON İLE REVULASYONUN FARKINI ANLAYAMAYANLAR ATA’NIN DEVRİMLERİNİ DE ANLAMAYADILAR

Değerli Kardeşim Türkiye’de Atatürk Devrimlerini bir kısım insan anlayamadı. Çünkü onlar rehabilitasyon (iyileştirme) ile Revulasyonun (devrimin) farkını hiçbir zaman anlayamadılar. Bu coğrafyada Hz. Muhammed’den sonra devrim yapmış tek ülke Türkiye ve tek kişi Atatürk ve Arkadaşlarıdır. Eskiyi düzeltme değil; tamamen yeni bir şey koymaydı. Bunu anlayamayanlar Atatürk düşmanı oldular. Toplumların ancak devrimlerle sıçrama yapacaklarını da anlayamadılar. Neler yapılması gerektiğini birlikte irdeleyelim… Saygılarımla Yazının devamını okumak için burayı tıklayınız

27 Mayıs 2015 Çarşamba

BİR DEVRİN MUHASEBESİ: MENDERES NİYE ASILDI?

Değerli Kardeşim Sapla samanın birbirine karıştırıldığı bir ortamda, doğruyu bulmada zorlanırsınız ve sürekli hata yaparsınız. İdamın uygar bir dünyada savunulur bir tarafı kalmamıştır. Ancak geçmişte yasalarla bu cezayı almışların durumunun doğru, bilimsel ve yansız değerlendirilmesi gelecek kuşakların yapacakları hataları önleme bakımından önem taşımaktadır. Menderes olayı hepimizin ders alacağı önemli bir tarihsel olaydır. Zaman ayırıp okuyabilirseniz, sadece geçmişi değil, şu anı da doğru değerlendirme şansını yakalamış oluruz. Saygılarımla Yazının devamını okumak için burayı tıklayınız

21 Mayıs 2015 Perşembe

AT İZİNİN İT İZİNE KARIŞTIĞI COĞRAFYA: ORTADOĞU “NEDEN MURİSİ İLE YATIP MURSİ İLE KALKIYORUZ?”

Değerli Kardeşim Bu coğrafyada önemli şeyler oluyor; geçmişte de oldu. Eğer olanları yeterince bilemezsek ve yorumlayamazsak, geçmişte olduğu gibi yine Ortadoğu bataklığına saplanırız; saplanıyoruz da. Derlenen bu yazı yöneticilerimizin ruh halinin, gerginliğinin ve kuşkularının nedenini açıklamada önemli bazı fikirler verebilir. Sevgilerimle Yazının devamını okumak için burayı tıklayınız

Acılarla yoğrulmuş bir tarih: Türk- Ermeni çatışması

Değerli Kardeşlerim 2008-2009 geçişinde yeni yılınızı kutlarken, büyük devlet ile küçük devlet arasındaki önemli bir ölçütü ve Ermeni olaylarına bizzat tanık olanların (ve ailemin) gözüyle bir değerlendirmeyi ve bu olaylara çeşitli şekillerde müdahil olanların kimliği ile ilgili bir yazı göndermiştim. İlk gönderdiğim yazı, 2014 Nisanı’nda Amerika’daki malum oylamalar ile ilgili olarak tekrar ele alınarak yeni bilgilerle okuyuculara gönderildi. Ne yazık ki 2015 yılına gelindiğinde, tehcir olayının 100’cü yılında, dünya, Ermeni sözde soykırımını birer birer parlamentolarından geçirmeye ve tarihin er kirli iftirasını Türk ulusuna atma hattat kabul ettirme gayreti içine girmiş bulunmaktadırlar. Her 24 Nisan’da ısıtılan bu acılı çorbayı ister istemez yemek zorunda olanlar ve bir de tarafsız inceleyenler anlayabilecektir. Yeterince araştırmacı yetiştiremeyen ülkeler, haklarını uluslararası arenada elde etmekte zorlanırlar. Bu nedenle 24 Nisan ülkemizin boynunda kılıç gibi asılmaktadır. Aslında 24 Nisan bu ülkenin yabancılara ve suçlulara taviz verme günüdür. Dersim harekatını meydanlarda sürekli ısıtarak gündeme getirip, onu bir soykırım gibi gösterme gayreti içine girmiş yöneticilerin ülkeyi buraya getireceği akil adamlar tarafından biliniyordu. Şimdi yöneticilerimizin bu ipsiz sapsız açıklamalarını gündeme getirerek, Ermeni soykırımını parlamentosunda geçirmiş ülkeler bize sormazlar mı? Dünyada büyük bir savaş ve çatışma henüz yokken, aynı dinden ve büyük ölçüde aynı soydan gelen kendi insanına 1938’de soykırımı yapmış bir ülke, 1915 yılında Birinci Dünya Savaşı gibi her yerin kana bulandığı bir zamanda, farklı dinden ve soydan gelen insanlara soykırım uygulamaması için inandırıcı bir neden olabilir mi? Dışişlerimiz sert yanıt verdi, bu karar bizi bağlamaz, yok hükmündedir gibi suya tirit açıklamalar ile olsa olsa gözü kapalı oy verenleri kandırabiliriz. Bu kararlarla bizden hiçbir şey alamazlarsa da saygınlığımızı aldıkları açıktır… Yetmiş iki milletin kardeşçe bir arada saygı ve sevgiyle yaşaması dileğimle saygılarımı sunuyorum… Yazının devamını okumak için burayı tıklayınız

OY ÇALINMASINI KESİN OLARAK NASIL ÖNLEYEBİLİRİZ?

Değerli Kardeşim Türkiye’de demokrasiye inancımızı sarsan, her dönemde gündeme gelen “Oy Hırsızlığına” kesin bir çözüm önerim bulunmaktadır. Bu gün olmaz ise yarın benzeri devreye girecektir. Şaibesiz bir demokraside yaşamanın mutluluğunu tatmanız için önerime destek vermenizi bekliyorum. Yazının devamını okumak için burayı tıklayınız

10 Nisan 2015 Cuma

ÜNİVERSİTE DEMEYE BİN ŞAHİT İSTER

Değerli Kardeşim 2547 Nolu yasa çıktıktan bu yana üniversitelerimizin büyük ölçüde kişilik zafiyeti yaşadığına tanık oluyoruz. Doğrusu üniversitelerdeki yönetici atanması üniversite elamanları açısından bakarsanız utanç verici bir muamele, gerçek demokrasi ve yöneticilerimizin son zamanlarda sık sık kullandığı sandık namusu açısından bakınca bir utanç abidesidir. Bunca tekrar ve bunca çamura battıktan sonra aynı muameleyi kabul edip, kendilerinin adam yerine konmadığını defalarca yaşamalarına karşın her defasında sandık başına gitmeleri artık salim kafayla düşünememenin bir göstergesi olabilir. Bundan böyle acınacak kesim üniversiteler olmayacak; model olmayan insanların model insan yetiştiremeyeceği gerçeğinden acınacak esas kesim gençlerimiz olacaktır. Saygılarımla Yazının devamını okumak için burayı tıklayınız

3 Nisan 2015 Cuma

ÖRTÜLÜ ÖDENEĞİ OLAN GÜNAH ÇIKARAMAZ

Değerli Kardeşim Zor günlerden geçtik; ama köprüyü henüz geçmedik. Belli ki bu coğrafyada yaşayacağımız ve göreceğimiz çok şey var. Bunların bir kısmı elimizde olmayan nedenlerle önümüze kondu; ancak en vahimi körü körüne belaya saplanmamız olmuştur. Bizimki aydın (ya da öyle olduğunu sanan) uyarısı. Uyarıyı anlama da belirli bir bilgi birikimi istediği için çok fazla umutlandığımı söyleyemem. Belki örtülü ödenek nereye kullanılıyor diye merak etmiş de olabilirsiniz. 2015.04.04 Yazının devamını okumak için burayı tıklayınız

19 Mart 2015 Perşembe

SOSYALİZM VE SOSYAL DEVLETTEN NE ANLIYORUZ?

Değerli Kardeşim Dünyanın geleceğinden çoğumuzun kuşkusu bulunmaktadır. Bunun nedeni her gün yaşadığımız kaynak talanı ve paylaşım eşitsizliği; bunun üstüne eklenen kaba güç kullanımıdır. Dünyanın böyle gitmeyeceği anlaşıldı. Komünizmi ve klasik tanımlı sosyalizmi yerleştirmenin de mümkün olamadığı kanıtlandı. Yeni bir sosyalizm ve sosyal devlet tanımı geliştirme kaçınılmaz gibi görünüyor. Kapitalizmle çatışmaya giren bir sosyalizmin ve komünizmin şansı yok görünüyor. Hangi yönetim olursa olsun, içinde hizmet ve üretim için yarışmayı koruyan, nimetlerle külfetlerin adil bölüştürülmesini sağlayan ve yönetime yeterli ve laik kişilerin getirilmesini düzenleyen idari bir sistemin oluşturulması kaçınılmazdır. Kapitalizmi terbiye ederek sosyalizme dönüşmenin bir yolu olmalı; bu yazıda bir beyin fırtınası oluşturma amacıyla bu konu masaya yatırılmıştır. Özel not: 2035 yılına kadar yaşayacaklarını umanlar bu yazıyı lütfen atmasınlar; o yıllar geldiğinde bu yazıyı bir daha okuma gereğini duyabilirler. Saygılarımla Yazının devamını okumak için burayı tıklayınız

9 Mart 2015 Pazartesi

ÜNİVERSİTELERDE BİLİMSEL ÜRETİMDE AHLAKİ SORUNLAR

Değerli Kardeşim Bu yazının, işin arka planını anlamak istemeyenlerce, beni yıpratmak için kullanılacağını biliyorum. Ancak dünyanın en çetrefilli bölgesinde bulunan ülkemizin insanlarının bilim toplumuna ulaşmasının bu coğrafyayı seven herkes için en önemli amaç olduğunu da biliyorum. Bazen insan sevdiklerini korumak ve kurtarmak için her şeyi göze alarak, bir şeyler yapmak gereğini duyuyor. Ülkem çok zaman yitirdi. Çalışma yaşamım sırasında bir yerlerde bilim varsa onu ülkemin insanına taşımanın da görevim olduğunu düşündüm. Çünkü bilimi tabana yaymayan bir ülke bilim üretemezdi. Üniversitelerimizde yapılan çalışmaların bir kısmının “kim ne derse desin” üstü örtülü aşırmacılık olduğunu açık açık söylememiz gerekir. Çıkmazlarımızı da bilmemiz gerekiyor. Bu yazıdaki fikirlere “şu andaki konumunuz ve uygulamanız gereği” katılmazsanız bile, elinizi vicdanınıza koyarak okumanızı dilerim… Sevgilerimle Bu yazının devamını okumak için burayı tıklayınız

18 Şubat 2015 Çarşamba

YARGILANAN CİNSELLİK, HAVVA ANAMIZDAN BAŞLAYAN ÖYKÜ

YARGILANAN CİNSELLİK, HAVVA ANAMIZDAN BAŞLAYAN ÖYKÜ “Özgecan Aslan! Sen ölürken bu ülkede bir şeyler yeşerecek” 15.02.2015 tarihinde Özgecan Aslan denen melek yüzlü bir kızımızın bizi insanlığımızdan utandıran bir katliam ile öldürülmesini duyduğum andan itibaren yüreğimin bir köşesinde başlayan yangın söneceğe benzemiyor. Sönmesini de istemiyorum. Eğer yüreğimizdeki bu yangın sönerse, önümüzdeki zamanlarda daha birçok gül yüzlü Özgecan sönecektir. Bu millet hamasi nutuklardan usandı; bıçak kemiğe dayandı. Çocuklarımızı sokakta oynamaya gönderemiyoruz; uyuşturucu almasın diye okulların önünde nöbet tutuyoruz; hiçbir kadınımız ve kızımız güvencede değil; toplu taşıt araçları bile güvenirliğini yitirmiş durumda. Bir bilim adamı olarak, bir insan olarak, bir baba olarak, uygar dünyanın bir insanı olarak, susmanın artık suça ortak olma anlamına geleceğini düşünerek, daha önce (30 Ağustos 2008) size gönderdiğim “YARGILANAN CİNSELLİK, HAVVA ANAMIZDAN BAŞLAYAN ÖYKÜ” adı yazımı, başka ÖZGECANLAR ölmesin diye bir ek yaparak tekrar bilgilerinize sunuyorum. Prof. Dr. Ali Demirsoy 15.02.2015 Yazının devamı için burayı tıklayınız

15 Şubat 2015 Pazar

TARİHİ BİR TOPLANTI: VATAN PARTİSİ KURULDU

TARİHİ BİR TOPLANTI: VATAN PARTİSİ KURULDU “Milli Hükümet İçin Kurultay: Üreten Türkiye, Birleşen Türkiye” Yazının devamı için burayı tıklayınız

7 Şubat 2015 Cumartesi

REENKARNASYON ve BİLGİ NAKLİ

Değerli Kardeşim Türkiye siyasetinin geldiği noktada, esas görevim olan bilimsel konularda yazma yerine, “ne olacağız?” endişesi içinde, “üniversitelerimizdeki bilim adamları dillerini yuttuğu için” siyasi-sosyal ağırlıklı yazılar yazmak zorunda kalıyorum. Ancak bilim adamı tarafım zaman zaman depreşince, bazı bilimsel konularda görüşlerimi ve bilimde merak edilen bazı konuları da benim penceremden görebildiğim kadarıyla Siz’e iletmeye çalışacağım. Reenkarnasyon ve bilgi aktarımı konusu, her zaman ilgiyi çeken; ancak netleşmemiş bilgileri içeren bir konudur. Bu yazıda bu konudaki merakınızı gidermeye çalışacağım. Birçok kişi tarafından merak edilen ve tartışılan reenkarnasyonun bilimsel açıklanmasını da içeren, bilgi nakli, medyumluk ve belki de birkaç yüzyıl sonra başarılmış olacak ölümsüz bellek yapımı konusunda bu günkü bilgimiz içerisinde –bir kısmınıza hayalî gelebilecek- bir sunumu ve yorumları okumaya davet ediyorum. Kim bilir birkaç yüzyıl sonra torunlarınızın yaşayacaklarını şimdiden anlayabilme şansını bu yazı ile yakalamış olursunuz… Prof. Dr. Ali Demirsoy Yazının devamını okumak için burayı tıklayınız

30 Ocak 2015 Cuma

FİKİR ÖZGÜRLÜĞÜ AYDININ GIDASIDIR; TUTUCUNUN DEĞİL…

Değerli Kardeşim Bu coğrafyanın tanımlanmış evrensel demokrasiye bilinen yollarla ulaşacağını düşünüyor olabilirsiniz. Bunun bu coğrafyada gerçekleşme şansını, onu önleyen düşünme tarzımızı tarihsel bir bakış açısıyla masaya yatırmaya ne dersiniz? Yazının devamını okumak için burayı tıklayınız

14 Ocak 2015 Çarşamba

DOĞRU DÜŞÜNÜN, DOĞRU DEĞERLENDİRİN, KENDİNİZİ KANDIRMAYLA DAHA FAZLA BİR YERE GİDEMEYEĞİNİZİ GÖRÜN

Değerli Kardeşim Bu sefer batıdan gelen çan seslerini duymamazlıktan gelemeyiz. Sonunda İslam dünyası tıkandı. Medeniyetler ayrışımı gerçekleşiyor. Bir medeniyet öbürü ile birlikte artık yaşamak istemiyor. Bugüne kadar afaki söylemlerle idare ettik. Artık dinimiz teröre izin vermez sözüyle kimseyi ikna edecek durumda değiliz. Bu coğrafyada bir şeyler başından beni ters gidiyor; ne kadar süreyle artık bu durumu anlamamazlıktan gelebiliriz. Yıllarca bu coğrafyaya model olarak sunulduk; ancak belli ki bu model görevimizi yerine getiremedik. Bu modeli anlayabilmek için önce Atatürk ve arkadaşlarının yola çıkarken ne düşündüklerini anlamamız gerekiyordu. Bu coğrafyanın şansızlığı Atatürk’ü anlamayan yöneticilerinin olmasıdır. Onu çeşitli dogmalarla ve bağnazlıklarla kemirdik. İslam dünyası bizimle birlikte bir şans yakalamıştı, ancak sinmiş bağnazlık er ya da geç yeşerdi. Çok zamanımız kalmadı ya dünyanın gidişine göre gelenek görenek ve inançlarımızı revize ederiz ya da bu bataklıkta boğuluruz. Batıdan gelen çan sesleri hayra alamet değil, zamanımız daralıyor. Aydınlar iş başına… Saygılarımla Yazının devamını okumak için burayı tıklayınız

7 Ocak 2015 Çarşamba

İNSAN SOYUNUN EN SON KAZANDIĞI DUYGU UTANMADIR

Değerli Kardeşim Günlük çarpıklıkları gündeme getirme gına getirdi. Bu yazıda istedim ki, duyularımızın evrimi ile bir giriş yapıp, daha sonra bu süreci gündeme kadar uzatarak, “Utanma” duyusunun ne zaman ortaya çıktığını, insanı insan yapan değer olarak ne anlama geldiğini anlatayım. Bunun için en güzel örnekleri son günlerde yaşıyoruz. Keyifle okuyacağınızı umuyorum. Not: Bu yazı bir sene sonra bazı ekleriyle ikinci defa gönderiliyor. Saygılarımla Yazının devamını okumak için burayı tıklayınız