10 Aralık 2011 Cumartesi

CANLILAR DEPREMİ ÖNCEDEN SEZİNLEYEBİLİR Mİ?

Sayın Kardeşim
Benim çalıştığım ve uzman olduğum konu biyoloji ve onun alt dalı olan zoolojidir. Mesleğim ise öğretim üyeliğidir. Bilimsel yenilikleri ve daha önce yapılmış olan; ancak günümüzde kullanıldığı zaman yarar getirecek olan bilgileri toplumun yararına sunma gibi bir sorumluluk isteyen meslek grubunun üyesiyim.
Ancak ülkemiz gündemi o denli hızlı değişmekte ve gerek kurumsal bazda gerekse dünya görüşü açısından o denli köklü değişimler yaşanmaktadır ki bilimsel yenilikleri topluma iletme görevi ikinci sıraya düşmektedir. Bu kadar sosyal bilimcinin, hukukçunun, tarihçinin, siyaset bilimcinin suskun kaldığı bir ülkede uzmanlık alanı böcekler olan bir insanın – olması gereken kesimlerin suskunluğu nedeniyle- fikir beyan etmeye ve olabilecek tehlikelere dikkat çekmeye yeltenmesi bir ülke için talihsizliktir. Öğretimden, yönetime, güvenlik güçlerinin organizasyonundan, adalet kurumlarının düzenlenmesine, cumhuriyetin temel ilkelerine ve cumhuriyeti kuranlara başka bir bakış açısı getirilmeye çalışılmasına, yakın tarih ile yüzleşmeye girişilmesine ve alışılageldiğimiz onlarca kurum ve anlayışın değiştirilmesine sessiz kalınmasına ya da fikir beyan edilmemesine seyirci kalmanın mesleğimiz açısından ahlaki olmadığını düşünüyorum. Bu nedenle size bilimsel yazılarla ulaşmam gerekirken, zamanımın ve gücümün büyük bir kısmını doğabilecek tehlikelere ve gelecekte yaşayacağımız sosyal sıkıntılara dikkat çekmeye ayırıyorum.
Bu sefer biraz zaman bulup sık sık yaşadığımız bir soruna belki çözüm getirir umuduyla, “Depremi canlılar önceden algılayabilir mi?” adlı bilimsel bir yazı ile bu canlıları ve nasıl bir fizyolojik işlevle algılayabildiklerini açıklayan bir yazıyı okumanıza sunuyorum.
Ülkemizin güney ve batı kesimleri başta olmak üzere en az beş bin yıldan bu yana depremle yıkılmadık hiçbir kenti kalmamıştır denebilir. Erzincan’ın 5.000 yıldan bu yana en geç 60 yılda bir yıkıldığını biliyoruz. Bu kadar sık yaşanan bir olay felaket değil, bize biraz cömertçe vermiş olduğu bir doğa olayıdır. Yaşamımızın bir parçası olarak onu değerlendirmemiz ve onunla yaşamayı öğrenmemiz en akıllı yol olacaktır.
Her gün bir yenisini yaşadığımız deprem olaylarını ne yazık ki önceden saptayabilmemiz bu günkü araçlarla istenen düzeyde başarılamadı. Ancak depremlerle yüz yüze gelen canlılık, evrimsel olarak, bazılarında depremin yıkıcı etkisi henüz ortaya çıkmadan saptayabilecek bazı yapıları geliştirdi. Bunların neler olduğunu ve nasıl evrimleştiğini öğrenmek isterseniz okumanızı öneririm. Kim bilir canlılığın evrimleşme sürecindeki hayranlık veren bir başka serüveni de böylece yakından tanımış olusunuz.
Sevgilerimle
Yazının devamını okumak için burayı tıklayınız

25 Kasım 2011 Cuma

DERSİM TARTIŞMASI NEREYE GİDİŞTİR?

Sayın Kardeşim
Daha önce size göndermiş olduğum “Bertaraf Olacağım” adlı yazının devamı ne yazık ki dozu gittikçe artan Dersim Harekâtı tartışması ile gündeme oturuyor. Bilgisizlerin, yıkıcıların, Truva atlarının, işbirlikçilerin, Cumhuriyet düşmanlarının, gündemi saptırmak isteyenlerin cirit attığı; konuşması gereken kesimlerin – özellikle üniversitelerin- sus pus olduğu bir final yaşanıyor. Bu tartışmanın savcısı hükümet, avukatı da CHP olmamalı. Bu Cumhuriyetin getirilerine ve değerlerine herkes sahip çıkmalı.
Cumhuriyetin aşındırılmasına yönelik her saldırıya karşı koymayı ve bildiğim yönleriyle görüşlerimi, nitelikli kitle olarak tanımladığım sizlerle paylaşmayı milli bir görev olarak benimsediğim için “Dersim tartışması milli bir tehdit haline dönüştürülmeden önce” yazmış olduğum Dersim Harekâtının arka planını da içeren yazımı son ithamlara yanıt olacak biçimde düzenleyerek sizlerle paylaşmak istedim. İyi okumalar…
Saygılarımla
24.11.2011
Yazının devamını okumak için burayı tıklayınız.

14 Kasım 2011 Pazartesi

GELECEĞİN ÜNİVERSİTELERİNDE ÖZDENETİM

Sayın Kardeşim
Bugüne kadar bir türlü saydamlaştırılamayan ve kronik bir yapıya dönüşmüş üniversitelerimizi acaba hangi yapılanma ile akademik özgürlüğünü ve üniversite bağımsızlığını bozmadan- denetleyebiliriz ve yetiştireceğimiz öğrencileri küresel niteliğe kavuşturabiliriz.
Büyük bir olasılıkla bunu bugün bebek olan çocuklarınız ya da torunlarınız görecektir.
Saygılarımla
Yazının devamını okumak için burayı tıklayınız.

1 Kasım 2011 Salı

ÜNİVERSİTE SORUNUNA GENEL BİR BAKIŞ VE BAZI ÖNERİLER

Sayın Kardeşim
Kronik tartışmaya dönüşmüş üniversite sorununa, bir de 46 yıllık bir öğretim üyesinin penceresinden bakmaya ne dersiniz? Türkiye geleceği açısından bu kurumu yeniden ele almalı, taklitçi modellerden arandırarak, dogmaya ve siyasete bulaştırmadan, bir yüzüyle ülke gerçeklerine diğer yüzüyle evrensel bilime dönük yeni bir Türk tipi üniversite oluşturmaya girişmelidir. İpuçlarını merak ederseniz bu yazıyı okumanızı öneririm…
►Önemli not: Akademik yaşama yeni başlayanların ve üniversitede yönetici olmaya niyetli olanların bu yazıyı özellikle başından sonuna kadar dikkatle okumalarını sadece önermiyorum; ayrıca rica da ediyorum.
►Önümüzdeki günlerde “Geleceğin üniversitelerinde özdenetim” adlı ikinci bir yazı alacaksınız.
Yazının devamını okumak istiyorsanız burayı tıklayınız.

23 Ekim 2011 Pazar

CENAZE NAMAZINI KILMAYI İYİCE ÖĞRENDİK

Sayın Kardeşim
Ben artık televizyonlarda şehit gömme törenlerini ve orada boy gösteren zevatı görmek istemiyorum. Bitmesini bütün kalbimle diliyorum; ancak bu yaklaşım ve anlayışla bitmeyeceğini de biliyorum. Hepimizin ruh sağlığını derinden etkilendiğini düşündüğüm bu 30 yıllık beceriksizlik, yetersizlik ve yanlış politikaların muhasebesini yapmaya ne dersiniz?
Sevgilerimle
Yazının devamını okumak için burayı tıklayınız.

5 Ekim 2011 Çarşamba

TEMEL BİLİMLER BÖLÜMLERİ TEKER TEKER KAPATILIYOR

Sayın Kardeşim
Temel Bilimlerdeki eğitim-öğretim bir ülkenin geleceği demektir. Yıllardır biline biline yapılan yanlış uygulamalar ve mensup olduğum camianın, bu hayranlık duyulması gereken eğitimi çıkarları için bir ticari metaa haline döndürmesi sonucu, çekiciliğini önemli ölçüde yitirmiş görünmektedir. En yetenekli öğrencilerin okuması gereken temel bilimler ne yazık ki iyi eğitilmemiş ve bu bölümleri meslek olarak amaç edinmemişlerin uğrak yeri olmuştur. Açıkça, tarih, biz öğretim üyeleri başta olmak üzere buna neden olanları lanetleyecektir.

Sevgilerimle. 07.11.2011

Yazının devamını okumak için burayı tıklayınız.

16 Eylül 2011 Cuma

TÜRKİYE BİLİMLER AKADEMİSİ’NİN İBRET VERİCİ ÖYKÜSÜ

Sayın Kardeşim
Türkiye’de önemli değişiklikler oluyor. Kendisini geliştiremeyenleri ve değiştiremeyenleri hiç de yetkin olmayanlar değiştirmeye kalkışır. Aslında darbelerin hepsi de yine aynı mantıkla bu ülkenin başına bela olmuştur.
Bırakın sokaktaki vatandaşı, üniversitelerde çalışanların bile yıllardır farkına bir türlü varamadıkları Türkiye Bilimler Akademisi’ne bakanlar kurulunun el atılmasının ve dünya bilim tarihinde bir ilk olan üye atama işleminin getirilmesinin sorumlularını, bilim adamlarımızın, üniversitelerimizin ve bilimin kimin için olduğunun anlaşılması bakımından okumanızı öneririm.
Saygılarımla.
19.09.2011
Yazının devamını okumak için burayı tıklayınız.

6 Eylül 2011 Salı

KİLİSENİN YAPTIĞI HATALARI ŞİMDİ BİZİMKİLER İŞLİYOR

Sevgili Kardeşim
Doğrusunu yanlışlarının üzerine oturtan her toplum er ya da geç bunun ceremesini çeker. Batı, “Aydınlanma Çağı” olarak bilinen bir atılımla bu bataklıktan kurtuldu.
Darısı, yanlışını sürdürmek isteyenlerin aydınlanmasına… Biz bu sürecin neredesindeyiz? Merak ederseniz okuyunuz…
Yazının devamını okumak için burayı tıklayınız.

2 Temmuz 2011 Cumartesi

Madımak Oteli Katliamı ve Pakize Suda’nın Sivas Röportajı

Sevgili Kardeşim
Madımak Oteli Katliamı ve Pakize Suda’nın Sivas röportajı bize geçmişte yaşadıklarımızın nedenlerini ve gelecekte de neler yaşayabileceğimizin önemli ipuçlarını veriyor. Bu sefer yazı kısa, okumanızı öneririm.

Sevgilerimle

Yazının devamını okumak için burayı tıklayınız.

23 Haziran 2011 Perşembe

ANLADIN MI? ANLADIM...

Sevgili Kardeşim
Birçok toplum gibi, bizim toplumumuzun da en büyük sorunu, anlayamama sorunudur. En tehlikelisi de anlayamadığını bile anlayamamış olmasıdır. Bir insanın doğuşundan eğitimini tamamlayıncaya kadar geçirmiş olduğu süreçte, yanlış eğitimden, yanlış dogmatik bilgiler aşılanmasından ve yanlış terbiyeden dolayı, bakıp da göremeyen, işitip de anlayamayan kuşakları nasıl yetiştirdiğimizi öğrenmek isterseniz, okumanızı öneririm.
Sevgilerimle.
Yazının devamını okumak için burayı tıklayınız.

28 Mayıs 2011 Cumartesi

NİYE MİLLETVEKİLİ ADAYI OLMADIM?

Sayın Kardeşim
Çoğumuzun gönlünden çeşitli nedenlerle milletvekili olma isteği geçebilir. Bir kısmımız buna yeltenir, bir kısmımız da uzak durur. Bunların bilinen ve bilinmeyen nedenlerini, getirisini ve götürüsünü; dünyada belki sadece bizde görünen yeni uygulamaları irdelemek isterseniz okuyun derim…
Saygılarımla

Yazının devamını okumak için burayı tıklayınız.

30 Nisan 2011 Cumartesi

BU UCUBELİĞE SİZ KARAR VERİN!-2

Sayın Kardeşim
Sonunda Cumhuriyet Türkiye’sinin Kars’ta akılda kalabilecek yapabildiği tek anıtı ya da heykeli 27.04.2011 tarihinde başbakanımızın önerisi, Kars Belediye’sinin onayı ve Yüce Mahkemelerimizin karar ile yıkmaya başladık.
Daha önce gönderdiğim yazıya ek olarak (yazının sonunda) yeni gelişmeler ışığı altında durumu değerlendiriyorum.
“Kafa koparıp yere düşürmek kolay oldu; ancak uygar bir dünyada alnı dik dolaşmanın eskisi gibi kolay olacağını zannetmiyorum…”
Yazının devamını okumak için burayı tıklayınız.

25 Mart 2011 Cuma

Türkiye’nin çıkmazlarına bir örnek

Sayın Kardeşlerim
Bir kooperatifin geniş bir kitleye bir yazı konusu olarak sunulmasını belki yadırgayacaksınız. Ancak, bir kooperatifin sakinleri, bu ülkenin son elli yılına damgasını vuran çok önemli kişilerin oturduğu bir yerleşim yeri ise ve burada da ülkemizde her yerde görülen ve herkesin yakındığı olumsuzluklar ve düzensizlikler yaşanıyorsa, Türkiye’nin çarpık düzenini anlamak için tüm ülke yerine sadece ANGORA yapı kooperatifinde bir geziye katılmanız amacıyla yazılmıştır. Türkiye’deki düzen, durup dururken bozulmuyor; kadının anama yaptıkları ile ilgili bozuluyor. Benzerini yaşamadınız ise, bir gün yaşayacaksınız…
Sevgilerimle
Yazının devamını okumak için burayı tıklayınız.

5 Mart 2011 Cumartesi

EN BÜYÜK TEHLİKE DUYARSIZLIĞIMIZ

Sevgili Kardeşim
Bu yazı bugüne kadar yaptığım gibi sistemi, yönetimi, politikacıları, yazarları çizerleri, emperyalistleri, kapitalistleri, işbirlikçileri, satılmışları değil, yaklaşık 2 yıldır yazı gönderdiğim sizleri konu almaktadır.
Babam bana “eğer bildiklerini, gördüklerini, öğrendiklerini insanlara iletmez ve öğretmezsen emeklerimi haram ederim” dediği için, yaklaşık 44 yıllık öğretim elemanlığı sürem içinden kendi penceremden gördüklerimi, önem verdiğim, bu ülkenin sorunlarına omuz vereceğini düşündüğüm, benim açımdan nitelikli 5000 kadar insana belirli aralıklarla yazı gönderdim.
Belli ki, kaba bir tahminle, gönderdiğim kişiler aracılığıyla bu yazılar duruma göre 100.000-200.000 kişiye dağıtılıyor. Doğrudan gönderdiğim ya da dolaylı alan belirli kişilerden onaylayan (çoğunlukta) ya da benimsemediğini belirten çok sayıda yazı aldım. Ancak gelen mektupların adresleri özellikle beni bu yazıyı göndermeye itti. Çünkü yazılarıma görüş ve eleştiri bildiren kişilerin önemli bir kısmı doğrudan –önem vererek gönderdiğim- Türkiye’de yaşayanlardan değil, anladığım kadarıyla Türkiye ile önemli bağlantısı kalmamış, gittiği ülkelere yerleşmiş Türk kökenlilerden gelmişti. Arjantin, Şili, Meksika, Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Fransa, Almanya, Hollanda, Belçika, İspanya, İtalya, Azerbaycan, İran, Türk Cumhuriyetleri, hatta Çin’in Sincan bölgesinden ve birçok diğer ülkeden.
Hâlbuki yazdıklarımı bire bir günlük bizatihi yaşayan ve sonuçlarından en çok etkilenecek kesimden, yani Sizlerden fikir beyan etmenizi ya da görüş bildirmenizi beklemiştim. Bunu yapan ve bana çok değerli katkılarda bulunan, zaman zaman yanlışlarımı bularak ya da yanılgılarımı hatırlatarak metnin orijinalinin düzeltilmesine katkılarda bulunan elektronik mektup listemde doğrudan yer alan sınırlı sayıdaki insanı bir daha şükranla anmak isterim.
Sorun sadece benim sorunum değil. Üstelik benim hiç değil. Yaşım ve kıdemim nedeniyle “unumu elemiş eleğimi ipe asmış”lardan biriyim. Sorun çocuklarımızın sorunu, sorun bu listede yer alan genç kesimin sorunu. Yaşayarak acı bir şekilde öğrenmenizin değil, önceden fark ederek gerekli önlemleri almanızın peşindeyim.
Atasözü gibi üç dört cümlelik yazıları okumakla yetinen değil, bir konuyu enine boyuna ele alıp inceleyen yazıları okumakla bir yerlere gidebileceğimizin artık farkına varalım.
Eğer çok uzun yazıldığı için okuyamadığınızı düşünüyorsanız, “elektronik mektup listemin yükünü hafifletebilmek için” lütfen bana bilgi veriniz ya da bu iletiyi aldığınızda bana boş bir ileti atınız.

Her canlının ölümü tadacağını;
ama sadece bazılarının hayatı tadacağını öğrendim…
Mevlana
Ben doğrudan yazı gönderdiğim insanlara çok değer veriyorum ve onları bu ülkenin yükünün altına girecek sütunlar olarak görüyorum. Direk demiyorum; çünkü direkler zora geldiğinde bel verir. Benim listeme aldığım insanların bel veremeyeceğine inanıyorum. Katkılarınızın çok değerli olacağını düşünüyorum. Duyarsızlığı en son Siz’e yakıştırıyorum… Sevgilerimi sunuyorum.
Yazının devamını okumak için burayı tıklayınız.

19 Şubat 2011 Cumartesi

EVRİMCİLERİN TARTIŞMADA, YARATIŞCILARIN GERÇEK YAŞAMDA YANILGILARI-2

Sayın Kardeşim
Evrim tartışmaları eğer doğru ya da yanlış yapılırsa ne getirebilir ne götürebilir? Evrim öğretisini sadece insanın oluşumunu anlamaya yönelik bir öğreti olmadığını, insanın düşünce sisteminde yeniliklere açık bir aydınlamayı sağladığını; bizim doğru bellediğimiz çok şeyin başka bir coğrafyada hem de oraların başarılı toplumlarında hiç duyulduk olmadığını öğrenmek isterseniz bu yazıyı okuyunuz derim.
Bu yazının devamını okumak isterseniz burayı tıklayınız.

29 Ocak 2011 Cumartesi

EVRİMCİLERİN YANILGISI-1

Sevgili Kardeşim
Bazen bir şeyi açıklamaya çalışırken, kullandığımız dil ya da çekincelerimiz nedeniyle “kaş yapayım derken göz çıkarabiliriz”. Evrim tartışmalarında ne yazık ki bu tip konuşmalar çok yaygın olarak yapılmaktadır. Bu nedenle, bilgisi olmayan ya da dogmasından sıyrılamayan insanlar, aydınlanma yerine zaman zaman daha da kararsızlığa düşebiliyorlar. Çünkü o açıklamaları yapan bilim adamlarının karasızlığını ya da ikilemlerini, o kişilerin kaygılarından değil de bilimsel zafiyetlerinden kaynaklandığı izlenimini ediniyorlar.
Bilimlerin anası olan Evrim Kuramını halka anlatmada başarıyı, verilen bilgiden çok daha önemlisi, sergilenen kararlı tutum ve tutarlılığın sağlayacağını gözden uzak tutmamak gerekir.
Saygılarımla
Yazının devamanı okumak için burayı tıklayanız.

16 Ocak 2011 Pazar

SİZ KARAR VERİN: UCUBE OLAN NE

Sevgili Kardeşlerim
Kars’taki heykelle ilgili çekmiş olduğum fotoğraflar ve görüşlerim ilişikte. Size sunmuş olduğum görselleri de dikkate alarak neyin ucube olduğuna karar vermenizi diliyorum.
Saygılarımla
Yazının devamanı okumak için burayı tıklayınız.