11 Kasım 2014 Salı
HEDEFTEKİ ÜLKE ve HEDEFTEKİ ADAM
Değerli Kardeşim
Dünyada insanlığa yol gösteren önemli devrimler vardır. Bunlarda sonuncusu, Türkiye Cumhuriyeti’nin laik Cumhuriyet Devrimidir. Onun baş mimarlarından biri olan Mustafa Kemal Atatürk’ü ölüm yıldönümü nedeniyle minnet ve şükranla tekrar anıyor; onun düşüncelerini yıpratanları lanetliyoruz.
Saygılarımla
Yazının devamını okumak için burayı tıklayınız
4 Kasım 2014 Salı
BU HÜKÜMET ÜÇ NEDENLE KENDİSİNİ VAZGEÇİLMEZ YAPMIŞTIR
Değerli Kardeşim
Bu yönetimin iktidarda kalması için güçlü nedenleri vardır. Bunları değiştirme isteğinde de değildir. Halkımızın da bütün bunları ayrıntılı olarak değerlendirip karar vermesi olası değildir. Değişim iç dinamiklerle olacağa benzemiyor. Turgut Özal’ın “alışırsınız alışırsınız” sözü meğer boşuna söylenmemiş…
Yazının devamını okumak için burayı tıklayınız
1 Kasım 2014 Cumartesi
SABRİ EMÜNÜN (AMCANIN) ASKERLİK ÖYKÜSÜ
Değerli Arkadaşım
Cumhuriyet Bayramının değerini anlamak için, önce, bu yenilenmeye ve değişmeye katkıda bulunan, özveride bulunan ve uygarlaşmamıza zemin hazırlayan insanların yaptıklarını bilmemiz gerekiyor. Tarih bilincinden yoksun olanlar ve cumhuriyetin kuruluşuna omuz verenleri ötekileştirenler bunun anlamını anlayamazlar. Gittikçe güçlendirilen Dini Bayramlarımızın ve gittikçe silikleştirilen Milli Bayramlarımızın altında yatan gerçek budur. Bu öykü Sabri Amca öyküsüdür; 16 yıl kesiksiz karnı bile doyurulmadan düz askerlik yapmış, Cumhuriyetin kuruluşuna dolaylı olarak katkıda bulunmuş, hiçbir beklentisi olmamış, Cumhuriyeti ölünceye kadar benimsemiş ve coşkuyla kutlamış milyonlarca Türk köylüsünden birinin öyküsüdür, yer yer eksik kısımlarının tamamlanması gereken, bu cumhuriyete gönül vermişlerden birinin yaşam öyküsüdür. Okumanız, kendinizi ve sizi ötekileştirenleri anlamak için yararlı olacaktır diye düşünüyorum… Bu öyküyü muhakkak okuyunuz…
Yazının devamı için burayı tıklayınız.
TÜRKÇE BİLİM DİLİ OLABİLİR Mİ?
Değerli Kardeşim
Bir ülkeyi ayakta tutan, yücelten, saygın kılan bilime, sanata ve edebiyata katkısıdır. Bunu nasıl yapar? Ailesinden, çevresinden, okuduğu okullardan aldığı eğitim ve bilgi ile. Nasıl alır? Öncelikle yatkın olduğu, günlük konuştuğu anadili ile. Anadilinin geleceğini ve zenginliğini ne belirler? O dilden çıkan bilim, sanat ve edebi eserler. Kim yapar? Kural olarak herkes; ancak öncelikle öğretim üyeleri, sanatkârlar, yazarlar, çizerler.
Yerine getiriyor muyuz? Gerisini öğrenmek için ilişikteki yazıyı okumalısınız.
Yazının devamını okumak için burayı tıklayınız.
BU SEFERKİ REZALETİ TÜRBAN BİLE ÖRTEMEYECEĞE BENZİYOR…
Değerli Kardeşim
Cumhur cemaat, soygun, rüşvet, kara para aklama, paralel devlet kurma, çökmüş yargı ile yola devam etme, çete oluşturma ile suçlanan bir sürece girdik. Bekliyorduk; ancak böyle utanç verici bir şekilde ortalığa saçılacağını da doğrusu bilemiyorduk. Bundan sonra söylenen yalanların, kanıtlanabilirse soyulan paraların, çeşitli söylemler ile kandırılan kitlelerin, kısa zamanda zengin olan oğul-uşakların, belki de birçoğunun özel hayatlarının boy boy ortaya çıkarılacağı döneme giriyoruz. Bu sefer bu pislikler – geçmişte ve hala sürekli gündemde tutulan, sürecin başladığı günlerde simge olarak sunulan- türban ile bile örtülemeyeceğe benziyor.
Yazının devamını okumak için burayı tıklayınız.
BU KÖPRÜYÜ KİM GEÇEBİLİR: CEMAAT- AKP KAVGASI
Değerli Kardeşim
Ülkemiz bugüne kadar görülmeyen bir çekişmenin içinde geçmektedir. Birçok değerimiz alt üst olmuş; siyasete her türlü pislik bulaşmıştır. Üretilen senaryoların haddi hesabı kalmamıştır. Yolun sonunu kimse net olarak görememektedir. Birçok şeye gebe olduğumuz görülmektedir.
Bu yazıda, beklenmedik bir anda köprüde karşı karşıya gelen iki keçinin (teşbihte hata olmadığını söyleyerek) toslaşması ve köprüyü geçip geçemeyecekleri, nasıl bir zihniyetin –en sonunda- bu köprüyü geçebileceği işlenmiştir. İyi okumalar…
Yazının devamını okumak için burayı tıklayınız.
Yaratıcılığa inanmak dünyanın düzenini anlamayı önler
Değerli Kardeşim
Acaba gördüklerimizi, alışkanlıklarımızdan ve koşullandırılmalarımızdan arınarak tarafsız ve akılcı bir şekilde değerlendirebiliyor muyuz? Eğer bir olumsuzluğun nedenini biliyor; ancak onu dile getirmeden ve hatta kendi kendinize düşünmekten korkuyorsanız, başınıza gelecek belalardan şikâyetçi olmamalısınız.
İnsan soyu çok daha mutlu bir yerde olabilirdi; ancak olamadı. Nedenini öğrenmek isterseniz bu yazıyı okuyunuz derim…
Yazının devamını okumak için burayı tıklayınız.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)