31 Mayıs 2015 Pazar

REHABİLİTASYON İLE REVULASYONUN FARKINI ANLAYAMAYANLAR ATA’NIN DEVRİMLERİNİ DE ANLAMAYADILAR

Değerli Kardeşim Türkiye’de Atatürk Devrimlerini bir kısım insan anlayamadı. Çünkü onlar rehabilitasyon (iyileştirme) ile Revulasyonun (devrimin) farkını hiçbir zaman anlayamadılar. Bu coğrafyada Hz. Muhammed’den sonra devrim yapmış tek ülke Türkiye ve tek kişi Atatürk ve Arkadaşlarıdır. Eskiyi düzeltme değil; tamamen yeni bir şey koymaydı. Bunu anlayamayanlar Atatürk düşmanı oldular. Toplumların ancak devrimlerle sıçrama yapacaklarını da anlayamadılar. Neler yapılması gerektiğini birlikte irdeleyelim… Saygılarımla Yazının devamını okumak için burayı tıklayınız

27 Mayıs 2015 Çarşamba

BİR DEVRİN MUHASEBESİ: MENDERES NİYE ASILDI?

Değerli Kardeşim Sapla samanın birbirine karıştırıldığı bir ortamda, doğruyu bulmada zorlanırsınız ve sürekli hata yaparsınız. İdamın uygar bir dünyada savunulur bir tarafı kalmamıştır. Ancak geçmişte yasalarla bu cezayı almışların durumunun doğru, bilimsel ve yansız değerlendirilmesi gelecek kuşakların yapacakları hataları önleme bakımından önem taşımaktadır. Menderes olayı hepimizin ders alacağı önemli bir tarihsel olaydır. Zaman ayırıp okuyabilirseniz, sadece geçmişi değil, şu anı da doğru değerlendirme şansını yakalamış oluruz. Saygılarımla Yazının devamını okumak için burayı tıklayınız

21 Mayıs 2015 Perşembe

AT İZİNİN İT İZİNE KARIŞTIĞI COĞRAFYA: ORTADOĞU “NEDEN MURİSİ İLE YATIP MURSİ İLE KALKIYORUZ?”

Değerli Kardeşim Bu coğrafyada önemli şeyler oluyor; geçmişte de oldu. Eğer olanları yeterince bilemezsek ve yorumlayamazsak, geçmişte olduğu gibi yine Ortadoğu bataklığına saplanırız; saplanıyoruz da. Derlenen bu yazı yöneticilerimizin ruh halinin, gerginliğinin ve kuşkularının nedenini açıklamada önemli bazı fikirler verebilir. Sevgilerimle Yazının devamını okumak için burayı tıklayınız

Acılarla yoğrulmuş bir tarih: Türk- Ermeni çatışması

Değerli Kardeşlerim 2008-2009 geçişinde yeni yılınızı kutlarken, büyük devlet ile küçük devlet arasındaki önemli bir ölçütü ve Ermeni olaylarına bizzat tanık olanların (ve ailemin) gözüyle bir değerlendirmeyi ve bu olaylara çeşitli şekillerde müdahil olanların kimliği ile ilgili bir yazı göndermiştim. İlk gönderdiğim yazı, 2014 Nisanı’nda Amerika’daki malum oylamalar ile ilgili olarak tekrar ele alınarak yeni bilgilerle okuyuculara gönderildi. Ne yazık ki 2015 yılına gelindiğinde, tehcir olayının 100’cü yılında, dünya, Ermeni sözde soykırımını birer birer parlamentolarından geçirmeye ve tarihin er kirli iftirasını Türk ulusuna atma hattat kabul ettirme gayreti içine girmiş bulunmaktadırlar. Her 24 Nisan’da ısıtılan bu acılı çorbayı ister istemez yemek zorunda olanlar ve bir de tarafsız inceleyenler anlayabilecektir. Yeterince araştırmacı yetiştiremeyen ülkeler, haklarını uluslararası arenada elde etmekte zorlanırlar. Bu nedenle 24 Nisan ülkemizin boynunda kılıç gibi asılmaktadır. Aslında 24 Nisan bu ülkenin yabancılara ve suçlulara taviz verme günüdür. Dersim harekatını meydanlarda sürekli ısıtarak gündeme getirip, onu bir soykırım gibi gösterme gayreti içine girmiş yöneticilerin ülkeyi buraya getireceği akil adamlar tarafından biliniyordu. Şimdi yöneticilerimizin bu ipsiz sapsız açıklamalarını gündeme getirerek, Ermeni soykırımını parlamentosunda geçirmiş ülkeler bize sormazlar mı? Dünyada büyük bir savaş ve çatışma henüz yokken, aynı dinden ve büyük ölçüde aynı soydan gelen kendi insanına 1938’de soykırımı yapmış bir ülke, 1915 yılında Birinci Dünya Savaşı gibi her yerin kana bulandığı bir zamanda, farklı dinden ve soydan gelen insanlara soykırım uygulamaması için inandırıcı bir neden olabilir mi? Dışişlerimiz sert yanıt verdi, bu karar bizi bağlamaz, yok hükmündedir gibi suya tirit açıklamalar ile olsa olsa gözü kapalı oy verenleri kandırabiliriz. Bu kararlarla bizden hiçbir şey alamazlarsa da saygınlığımızı aldıkları açıktır… Yetmiş iki milletin kardeşçe bir arada saygı ve sevgiyle yaşaması dileğimle saygılarımı sunuyorum… Yazının devamını okumak için burayı tıklayınız

OY ÇALINMASINI KESİN OLARAK NASIL ÖNLEYEBİLİRİZ?

Değerli Kardeşim Türkiye’de demokrasiye inancımızı sarsan, her dönemde gündeme gelen “Oy Hırsızlığına” kesin bir çözüm önerim bulunmaktadır. Bu gün olmaz ise yarın benzeri devreye girecektir. Şaibesiz bir demokraside yaşamanın mutluluğunu tatmanız için önerime destek vermenizi bekliyorum. Yazının devamını okumak için burayı tıklayınız

10 Nisan 2015 Cuma

ÜNİVERSİTE DEMEYE BİN ŞAHİT İSTER

Değerli Kardeşim 2547 Nolu yasa çıktıktan bu yana üniversitelerimizin büyük ölçüde kişilik zafiyeti yaşadığına tanık oluyoruz. Doğrusu üniversitelerdeki yönetici atanması üniversite elamanları açısından bakarsanız utanç verici bir muamele, gerçek demokrasi ve yöneticilerimizin son zamanlarda sık sık kullandığı sandık namusu açısından bakınca bir utanç abidesidir. Bunca tekrar ve bunca çamura battıktan sonra aynı muameleyi kabul edip, kendilerinin adam yerine konmadığını defalarca yaşamalarına karşın her defasında sandık başına gitmeleri artık salim kafayla düşünememenin bir göstergesi olabilir. Bundan böyle acınacak kesim üniversiteler olmayacak; model olmayan insanların model insan yetiştiremeyeceği gerçeğinden acınacak esas kesim gençlerimiz olacaktır. Saygılarımla Yazının devamını okumak için burayı tıklayınız

3 Nisan 2015 Cuma

ÖRTÜLÜ ÖDENEĞİ OLAN GÜNAH ÇIKARAMAZ

Değerli Kardeşim Zor günlerden geçtik; ama köprüyü henüz geçmedik. Belli ki bu coğrafyada yaşayacağımız ve göreceğimiz çok şey var. Bunların bir kısmı elimizde olmayan nedenlerle önümüze kondu; ancak en vahimi körü körüne belaya saplanmamız olmuştur. Bizimki aydın (ya da öyle olduğunu sanan) uyarısı. Uyarıyı anlama da belirli bir bilgi birikimi istediği için çok fazla umutlandığımı söyleyemem. Belki örtülü ödenek nereye kullanılıyor diye merak etmiş de olabilirsiniz. 2015.04.04 Yazının devamını okumak için burayı tıklayınız