Sevgili Kardeşim (ikinci defa gönderiliyor)
Bugün (26 Eylül), bizi biz yapan
dilimizin bayramıdır “Türk Dili Bayramı”.
Bir ülkenin kimliğini dili belirler; ancak özellikle Türklerin ülkü birliğini hatta bir anlamda evrimsel kökenini yine dili
belirler. Dünyada Türkleri bir çatı altında tutmak istiyorsanız, vücutlarının
yapısal özelliklerini belirleyici ölçüt olarak alamazsınız; dil kültürü Türkü
Türk yapar.
Türk dilinin özendirilmesi, kimliğimizin evrensel olarak korunması olacaktır. Birliğin yıkımı ise dilimizin yerine başka dilleri ikame etme ve önemsizleştirme ile gerçekleşecektir.
Osmanlı döneminde ilk defa Birinci Meşrutiyet
ilanı (1876) ve ilk sivil anayasanın hazırlanması sırasında her ne kadar
imparatorluğun birliğini koruyabilmek için Türk dili konusunda duyarlı adımlar
atılmış olsa da; Osmanlı uzun yıllar Türk diline önem
vermemesinin acı sonuçlarını yaşamıştır; hızla parçalanmasının önemli nedenlerinden biri olmuştur. Benzer şekilde
bugün de, özellikle son yarım yüzyıldır artan bir ivme ile sokaktaki tabeladan,
anaokullarına, çıkarılan bilimsel makalelerden, giydiğimiz tişörtlerin üzerindeki
yazılara kadar artık hep yabancı diller egemendir. Osmanlı bu gafleti ağır ödedi; dilerim biz ödemeyiz.
Bir ülkenin klavyesini terk edip başka bir dilin klavyesini yaygın olarak kullanması bile
kimlik aşınmasıdır.
Bu yazıda demokrasi açılımı adı altında
Türk diline yapılan saldırıları ve sinsi bir şekilde
dil birliğini bozarak ulusal kimliğimizi geçmişteki
gibi sarsmayı hedefleyen girişimleri hem de en
yetkili kuruluşlarımızın ve bilim
adamlarımızın aymazlıklarını, bilinçli ya da bilinçsiz olarak dilimizin önemsiz
bir konuma düşürülerek Anadolu insanına
(hatta Türk dünyasına) yapılan darbeyi göreceksiniz.
Siz okumasanız bile çocuklarınıza
okutmanızı öneririm.
Dil Bayramınız Kutlu Olsun!
Sevgilerimle