2 Temmuz 2011 Cumartesi

Madımak Oteli Katliamı ve Pakize Suda’nın Sivas Röportajı

Sevgili Kardeşim
Madımak Oteli Katliamı ve Pakize Suda’nın Sivas röportajı bize geçmişte yaşadıklarımızın nedenlerini ve gelecekte de neler yaşayabileceğimizin önemli ipuçlarını veriyor. Bu sefer yazı kısa, okumanızı öneririm.

Sevgilerimle

Yazının devamını okumak için burayı tıklayınız.

23 Haziran 2011 Perşembe

ANLADIN MI? ANLADIM...

Sevgili Kardeşim
Birçok toplum gibi, bizim toplumumuzun da en büyük sorunu, anlayamama sorunudur. En tehlikelisi de anlayamadığını bile anlayamamış olmasıdır. Bir insanın doğuşundan eğitimini tamamlayıncaya kadar geçirmiş olduğu süreçte, yanlış eğitimden, yanlış dogmatik bilgiler aşılanmasından ve yanlış terbiyeden dolayı, bakıp da göremeyen, işitip de anlayamayan kuşakları nasıl yetiştirdiğimizi öğrenmek isterseniz, okumanızı öneririm.
Sevgilerimle.
Yazının devamını okumak için burayı tıklayınız.

28 Mayıs 2011 Cumartesi

NİYE MİLLETVEKİLİ ADAYI OLMADIM?

Sayın Kardeşim
Çoğumuzun gönlünden çeşitli nedenlerle milletvekili olma isteği geçebilir. Bir kısmımız buna yeltenir, bir kısmımız da uzak durur. Bunların bilinen ve bilinmeyen nedenlerini, getirisini ve götürüsünü; dünyada belki sadece bizde görünen yeni uygulamaları irdelemek isterseniz okuyun derim…
Saygılarımla

Yazının devamını okumak için burayı tıklayınız.

30 Nisan 2011 Cumartesi

BU UCUBELİĞE SİZ KARAR VERİN!-2

Sayın Kardeşim
Sonunda Cumhuriyet Türkiye’sinin Kars’ta akılda kalabilecek yapabildiği tek anıtı ya da heykeli 27.04.2011 tarihinde başbakanımızın önerisi, Kars Belediye’sinin onayı ve Yüce Mahkemelerimizin karar ile yıkmaya başladık.
Daha önce gönderdiğim yazıya ek olarak (yazının sonunda) yeni gelişmeler ışığı altında durumu değerlendiriyorum.
“Kafa koparıp yere düşürmek kolay oldu; ancak uygar bir dünyada alnı dik dolaşmanın eskisi gibi kolay olacağını zannetmiyorum…”
Yazının devamını okumak için burayı tıklayınız.

25 Mart 2011 Cuma

Türkiye’nin çıkmazlarına bir örnek

Sayın Kardeşlerim
Bir kooperatifin geniş bir kitleye bir yazı konusu olarak sunulmasını belki yadırgayacaksınız. Ancak, bir kooperatifin sakinleri, bu ülkenin son elli yılına damgasını vuran çok önemli kişilerin oturduğu bir yerleşim yeri ise ve burada da ülkemizde her yerde görülen ve herkesin yakındığı olumsuzluklar ve düzensizlikler yaşanıyorsa, Türkiye’nin çarpık düzenini anlamak için tüm ülke yerine sadece ANGORA yapı kooperatifinde bir geziye katılmanız amacıyla yazılmıştır. Türkiye’deki düzen, durup dururken bozulmuyor; kadının anama yaptıkları ile ilgili bozuluyor. Benzerini yaşamadınız ise, bir gün yaşayacaksınız…
Sevgilerimle
Yazının devamını okumak için burayı tıklayınız.

5 Mart 2011 Cumartesi

EN BÜYÜK TEHLİKE DUYARSIZLIĞIMIZ

Sevgili Kardeşim
Bu yazı bugüne kadar yaptığım gibi sistemi, yönetimi, politikacıları, yazarları çizerleri, emperyalistleri, kapitalistleri, işbirlikçileri, satılmışları değil, yaklaşık 2 yıldır yazı gönderdiğim sizleri konu almaktadır.
Babam bana “eğer bildiklerini, gördüklerini, öğrendiklerini insanlara iletmez ve öğretmezsen emeklerimi haram ederim” dediği için, yaklaşık 44 yıllık öğretim elemanlığı sürem içinden kendi penceremden gördüklerimi, önem verdiğim, bu ülkenin sorunlarına omuz vereceğini düşündüğüm, benim açımdan nitelikli 5000 kadar insana belirli aralıklarla yazı gönderdim.
Belli ki, kaba bir tahminle, gönderdiğim kişiler aracılığıyla bu yazılar duruma göre 100.000-200.000 kişiye dağıtılıyor. Doğrudan gönderdiğim ya da dolaylı alan belirli kişilerden onaylayan (çoğunlukta) ya da benimsemediğini belirten çok sayıda yazı aldım. Ancak gelen mektupların adresleri özellikle beni bu yazıyı göndermeye itti. Çünkü yazılarıma görüş ve eleştiri bildiren kişilerin önemli bir kısmı doğrudan –önem vererek gönderdiğim- Türkiye’de yaşayanlardan değil, anladığım kadarıyla Türkiye ile önemli bağlantısı kalmamış, gittiği ülkelere yerleşmiş Türk kökenlilerden gelmişti. Arjantin, Şili, Meksika, Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Fransa, Almanya, Hollanda, Belçika, İspanya, İtalya, Azerbaycan, İran, Türk Cumhuriyetleri, hatta Çin’in Sincan bölgesinden ve birçok diğer ülkeden.
Hâlbuki yazdıklarımı bire bir günlük bizatihi yaşayan ve sonuçlarından en çok etkilenecek kesimden, yani Sizlerden fikir beyan etmenizi ya da görüş bildirmenizi beklemiştim. Bunu yapan ve bana çok değerli katkılarda bulunan, zaman zaman yanlışlarımı bularak ya da yanılgılarımı hatırlatarak metnin orijinalinin düzeltilmesine katkılarda bulunan elektronik mektup listemde doğrudan yer alan sınırlı sayıdaki insanı bir daha şükranla anmak isterim.
Sorun sadece benim sorunum değil. Üstelik benim hiç değil. Yaşım ve kıdemim nedeniyle “unumu elemiş eleğimi ipe asmış”lardan biriyim. Sorun çocuklarımızın sorunu, sorun bu listede yer alan genç kesimin sorunu. Yaşayarak acı bir şekilde öğrenmenizin değil, önceden fark ederek gerekli önlemleri almanızın peşindeyim.
Atasözü gibi üç dört cümlelik yazıları okumakla yetinen değil, bir konuyu enine boyuna ele alıp inceleyen yazıları okumakla bir yerlere gidebileceğimizin artık farkına varalım.
Eğer çok uzun yazıldığı için okuyamadığınızı düşünüyorsanız, “elektronik mektup listemin yükünü hafifletebilmek için” lütfen bana bilgi veriniz ya da bu iletiyi aldığınızda bana boş bir ileti atınız.

Her canlının ölümü tadacağını;
ama sadece bazılarının hayatı tadacağını öğrendim…
Mevlana
Ben doğrudan yazı gönderdiğim insanlara çok değer veriyorum ve onları bu ülkenin yükünün altına girecek sütunlar olarak görüyorum. Direk demiyorum; çünkü direkler zora geldiğinde bel verir. Benim listeme aldığım insanların bel veremeyeceğine inanıyorum. Katkılarınızın çok değerli olacağını düşünüyorum. Duyarsızlığı en son Siz’e yakıştırıyorum… Sevgilerimi sunuyorum.
Yazının devamını okumak için burayı tıklayınız.

19 Şubat 2011 Cumartesi

EVRİMCİLERİN TARTIŞMADA, YARATIŞCILARIN GERÇEK YAŞAMDA YANILGILARI-2

Sayın Kardeşim
Evrim tartışmaları eğer doğru ya da yanlış yapılırsa ne getirebilir ne götürebilir? Evrim öğretisini sadece insanın oluşumunu anlamaya yönelik bir öğreti olmadığını, insanın düşünce sisteminde yeniliklere açık bir aydınlamayı sağladığını; bizim doğru bellediğimiz çok şeyin başka bir coğrafyada hem de oraların başarılı toplumlarında hiç duyulduk olmadığını öğrenmek isterseniz bu yazıyı okuyunuz derim.
Bu yazının devamını okumak isterseniz burayı tıklayınız.